

Göz çevresi, yüz estetiğinde ilk iletişimin kurulduğu, duyguların ve enerjinin dış dünyaya yansıtıldığı en ikonik bölgedir. Ancak bu hassas alan; zamanın akışı, yer çekimi, yoğun çalışma temposu, genetik faktörler ve yapısal kolajen azalmalarından en hızlı etkilenen yerlerin başında gelir. Zamanla üst göz kapaklarında deri gevşemesi ve sarkma; alt göz kapaklarında ise fıtıklaşan yağ torbaları, ince kırışıklıklar ve morluklar meydana gelir. Bu durum kişiye olduğundan çok daha yorgun, uykusuz, yaşlı ve hüzünlü bir yüz ifadesi yükler.
Günümüzde İstanbul göz kapağı operasyonu ve blefaroplasti arayışlarında olan hastalar için küresel standartlarda cerrahi çözümler sunan en önemli metropollerden biridir. Op. Dr. Bekir Can Gümüşlü’nün tam teşekküllü hastane ortamında gerçekleştirdiği göz kapağı cerrahisi uygulamaları; bakışların orijinal karakterini değiştirmeden, göz çevresindeki fazla ve sarkan dokuları uzaklaştırarak kişiye taze, dinç ve son derece doğal bir dinamizm kazandırmayı amaçlar.
Göz çevresi yaşlanması bütünsel bir süreçtir ancak üst ve alt göz kapaklarının anatomik dinamikleri, bağ dokuları ve iyileşme mekanizmaları birbirinden tamamen farklıdır. Op. Dr. Bekir Can Gümüşlü, operasyon öncesinde hastanın kaş pozisyonundan yanak-göz geçişine kadar tüm periorbital alanı titizlikle analiz ederek cerrahi stratejiyi belirler.
Blefaroplasti ameliyatlarının hastalar açısından en büyük konforu, insan vücudunda kanlanması en iyi, kendi kendini en hızlı tamir eden ve en az iz bırakan deri dokusu üzerinde çalışılmasıdır. Ameliyat izlerinin görünmemesi için cerrahi kesiler tamamen gözün doğal anatomik gölgelerine ve çizgilerine gizlenir:
Operasyonu takip eden ilk haftalarda hafif pembe olan bu ince hatlar, dokuların iyileşmesi ve ten rengini almasıyla birlikte birkaç ay içinde dışarıdan bakıldığında tamamen belirsiz, kılcal bir çizgi halini alır.
Göz kapağı ameliyatları, geniş doku ayrıştırması gerektirmediği için yüz bölgesindeki en hızlı ve konforlu iyileşme takvimine sahip operasyonlardandır:
Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kulak burun boğaz hastalıkları, yüz estetiği ve yüz cerrahisiyle ilgili tanı, tedavi ve cerrahi süreçler; kişinin sağlık durumu, anatomik yapısı, muayene bulguları ve hekimin değerlendirmesine göre değişiklik gösterebilir.
Doğru tasarlanmış bir cerrahi planlamada ana hedef, hastanın göz yapısını değiştirmek veya yabancı bir bakış karakteri yaratmak değil; yaşlanmanın getirdiği yorgunluk katmanını ortadan kaldırmaktır. Uzman ellerde, alınacak deri ve kas dokusu ameliyat öncesinde milimetrik olarak hesaplandığı için operasyon sonrasında gözlerin açık kalması, yapaylık veya “şaşkın/donuk” bir bakış ifadesinin oluşması beklenmez, tamamen doğal bir canlılık elde edilir.
Evet. Özellikle sadece üst göz kapağı ameliyatı planlanan durumlarda, tam teşekküllü hastane ortamında, sadece operasyon bölgesinin uyuşturulduğu lokal anestezi ve süreci daha sakin kılacak hafif bir sedasyon (sakinleştirici) desteğiyle işlem hasta için oldukça konforlu, ağrısız ve sızısız bir şekilde gerçekleştirilebilir. Alt göz kapağı veya kombine yüz gençleştirme işlemlerinde ise genellikle genel anestezi tercih edilmektedir.
Hayır, blefaroplasti operasyonları sanılanın aksine ağrılı işlemler değildir. Ameliyat esnasında lokal veya genel anestezi altında olunduğu için hiçbir şey hissedilmez. Ameliyat sonrasındaki ilk günlerde ise ağrıdan ziyade göz çevresinde hafif bir dolgunluk, gerginlik ve batma hissi tarif edilir. Bu durum doktorunuzun reçete edeceği basit, rutin ağrı kesici tabletlerle tamamen kontrol altına alınır.
Operasyonu takip eden ilk birkaç hafta boyunca, göz kapaklarındaki geçici ödem baskısına bağlı olarak gözlerde hafif bir kuruluk, batma, yanma veya tam tersi refleksif bir sulanma hissi yaşanması dokuların doğal bir tepkisidir. Bu süreç, cerrahınızın önereceği nemlendirici suni göz damlaları ve jeller ile oldukça konforlu bir şekilde yönetilir; süreç tamamen geçicidir ve kalıcı bir göz kuruluğu riski beklenmez.
Blefaroplasti, kalıcılığı ve hasta memnuniyeti en yüksek olan yüz estetiği operasyonlarından biridir. Ameliyatla uzaklaştırılan fazla deri ve fıtıklaşmış yağ dokuları tekrarlamaz. Zamanın akışı ve yer çekiminin doğal etkileri durdurulamaz ancak operasyonla elde edilen o dinç ve taze görünüm ortalama 10-15 yıl boyunca kalitesini muhafaza eder. Kişi yaşlansa bile hiçbir zaman ameliyat öncesindeki o torbalanmış ve yığılmış yorgun formuna geri dönmez.