

Cerrahi operasyonlar için zaman ayıramayan, genel anestezi almaktan çekinen veya henüz ameliyat aşamasına gelmemiş hafif-orta derece doku sarkması ve hacim kaybı olan hastalar için günümüzün en popüler arama trendlerinden biri likit yüz germe (Liquid Facelift) uygulamalarıdır.
İstanbul ameliyatsız medikal estetik trendlerinde de global ölçekte premium materyaller, anatomik algoritmalar ve hyalüronik asit mimarisiyle dünyaca ünlü bir merkez konumundadır. Bu yöntem; yüksek lifting kapasiteli hyalüronik asit dolguların, gençlik aşılarının, somon DNA’sının ve akıllı kolajen uyarıcıların (akıllı dolgu) kombine edilmesiyle yüz konturunu cerrahisiz olarak yukarı taşımayı amaçlar.
Likit yüz germe, yüzü rastgele dolgu maddeleriyle doldurma ve yapay bir şekilde şişirme işlemi kesinlikle değildir. Temel felsefe, yaşla birlikte kemik yapıda erime (rezorbsiyon) gösteren ve aşağı kayan derin yağ yastıkçıklarının bulunduğu taşıyıcı noktalara mikro medikal destekler vererek yüzü eski konumuna asmaktır.
Ameliyatsız yüz germe uygulamalarının ömrü; kullanılan medikal materyalin çapraz bağ (cross-link) yapısına, yoğunluğuna ve hastanın kendi metabolizma hızına bağlı olarak 12 ila 18 ay arasında değişiklik gösterir.
Düzenli uygulamalarda dokuda kolajen üretimi tetiklendiği için kalıcılık süresi zamanla uzama eğilimi gösterir. Klinik şartlarında, cerrahi sterilizasyon standartlarında ortalama 30-45 dakika içinde tamamlanan konforlu bir işlemdir ve hasta bandaj, dikiş veya alçı süreci olmadan anında sosyal hayatına dönebilir.
Likit yüz germe ameliyatsız bir bütünlük sürecidir. Sadece derin planda dolgularla lifting yapmak yüzün üst derisindeki ince kırışıklıkları ve matlığı tamamen çözmeyebilir. Bu nedenle İstanbul’un gelişmiş klinik protokollerinde likit lifting; kalsiyum hidroksiapatit veya polikaprolakton içerikli akıllı kolajen uyarıcılar ve hyalüronik asit bazlı gençlik aşılarıyla kombine edilir. Derin planda volüm verilerek yukarı asılan yüz, yüzeyel planda da kolajen senteziyle sıkılaşır ve gözeneklerinden arınarak aydınlık bir parlaklığa kavuşur.
Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kulak burun boğaz hastalıkları, yüz estetiği ve yüz cerrahisiyle ilgili tanı, tedavi ve cerrahi süreçler; kişinin sağlık durumu, anatomik yapısı, muayene bulguları ve hekimin değerlendirmesine göre değişiklik gösterebilir.
Doğru kurgulanmış ve anatomik kurallara sadık kalınarak yapılan bir likit lifting uygulamasında ana amaç yüzü şişirmek veya hacim vermek değil, sarkan dokuları dikey vektörlerle yukarı asmaktır. Doğru noktalara (lifting ve çapa noktaları) minimal dozlarda, katmanlı uygulama yapıldığında yüzde yapay bir “yastık yüz” (pillow face) görünümü oluşmaz; aksine son derece dinç, gergin, taze ve doğal bir profil görünümü elde edilir.
Enjeksiyon uygulaması öncesinde yüz bölgesi yüksek etkili lokal anestezik kremlerle kaplanarak uyuşturulur ve bir süre beklenir. Ayrıca günümüzde kullanılan yeni nesil premium dolgu materyallerinin kendi formüllerinin içerisinde de lokal anestezik bir madde olan lidokain bulunur. Bu sayede enjeksiyon esnasında ve kanül geçişlerinde ağrı, sızı hissi minimum düzeydedir, işlem oldukça konforludur.
İşlem esnasında keskin iğneler yerine, ucu künt (keskin olmayan) ve doku içinde kayarak ilerleyen mikro kanüller tercih edildiğinde damar yaralanma riski minimuma iner. Yine de hassas cilt yapılarında enjeksiyon giriş noktalarında birkaç gün içinde tamamen kaybolan hafif pembelikler, hassasiyet veya milimetrik morluklar oluşması normaldir, bu durum kapatıcılar yardımıyla kolayca kamufle edilebilir.
Mikro enjeksiyon deliklerinin ve kanül giriş yollarının havayla temas ederek tamamen kapanması, cilt bariyerinin kendini tamir etmesi ve olası enfeksiyon risklerinin önlenmesi adına işlemden sonraki ilk 24 saat boyunca yüze herhangi bir makyaj ürünü, kapatıcı veya fondöten sürülmemeli, yoğun su teması engellenmelidir. 24 saatin ardından rutin cilt bakım ve makyaj düzenine dönülebilir.
Hayır. Likit yüz germe, ileri derece cilt sarkması, derin kas gevşemesi ve yoğun doku bolluğu olan ileri yaş grubu hastalarda cerrahi ameliyatların yerini tutamaz; çünkü fazla deriyi kesip çıkarma gücüne sahip değildir. Bu yöntem daha çok 30-50 yaş aralığında olan, hafif-orta derece sarkan, dokuları aşağı kaymış ve hacim desteğiyle toparlanabilecek yüz anatomileri için mükemmel ve ameliyatsız bir alternatiftir.